Hizmet tespit davası, bir işçinin işvereni tarafından SGK’ya bildirilmeden çalıştırıldığı veya primlerinin eksik yatırıldığı dönemlerin mahkeme kararıyla tespitini amaçlayan özel bir iş hukuku davasıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Türk İş Hukuku düzenlemeleri, hizmet tespit davalarına imkân tanımıştır. Bu davanın amacı, çalışanın eksik bildirilen hizmet sürelerinin SGK kayıtlarına geçirilmesini sağlamak; böylece işçinin emeklilik, malullük veya iş kazası sigorta hakları güvence altına alınmış olur.
Bursa’da sanayi ve ticaret hayatının yoğun olduğu bölgelerde, hizmet tespit davaları işçiler için olmazsa olmaz bir haktır. Bursa iş mahkemelerinde deneyimli avukatlar olarak, bu başvurunun zamanında yapılmasının ve güçlü deliller sunmanın önemini sürekli vurgularız. Sigortasız çalışmanın tespitiyle elde edilen her bir hizmet günü, işçinin uzun vadeli haklarını doğrudan etkiler. Bu yazıda hizmet tespit davalarının kimler tarafından açılabileceği, hak düşürücü süreler, blok çalışma durumunda süre hesaplaması, kullanılabilecek deliller ve tanıkların rolü gibi konuları ele alacağız.

Kimler Hizmet Tespit Davası Açabilir?
Bu davayı açabilecek kişiler şunlardır:
- Sigortalı Çalışan: Haksız şekilde sigortasız çalıştırılan veya primleri eksik yatırılan işçi, hizmet tespit davasını doğrudan kendi adına açabilir. İşçi, çalıştığı döneme ilişkin SGK kayıtlarının düzeltilmesini ve eksik primlerin hesaplanmasını talep eder.
- Hak Sahipleri (Mirasçılar): Sigortalı işçi vefat etmişse, dava hakkı mirasçılarına (örneğin eş, çocuk, anne veya baba) geçer. Mirasçılar, mirasçı olduklarını gösteren belge ile işçinin adına dava açıp hizmet süresini tescil ettirebilir. Bu durumda hak düşürücü süre, işçinin ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar; ancak işçi sağken sürenin dolmamış olması gerekir.
Davalı taraf her durumda işverendir. Hizmet tespit davalarında işverenin SGK’ya bildirmesi gereken hizmet sürelerini yerine getirmediği iddia edilir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4/2. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu, davaya resen ihbar edilir ve işveren yanında fer’i müdahil olur. Böylece SGK, mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra eksik bildirilen primleri işverenden tahsil ederek durumu düzeltir.
Hak Düşürücü Süre Ne Kadar?
Hizmet tespit davalarında dava açma süresi için 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Bu sürenin temel noktaları şunlardır:
- 5 Yıl Süre: Hizmet tespit davası, ilgili hizmetin geçtiği yılın bitimini takip eden 5 yıl içinde açılmalıdır. Örneğin işçinin 2016 yılında sigortasız çalıştığı bir dönem varsa dava süresi 1 Ocak 2017’de başlar ve 31 Aralık 2021’de sona erer.
- Hak Düşürücü Nitelik: Bu süre bir zamanaşımı değil hak düşürücü süredir. Yani sürenin dolması durumunda işçinin dava hakkı tamamen kaybolur. Süre her aşamada mahkeme tarafından re’sen gözetilir. Süre aşılırsa yargılama devam etse bile dava reddedilir.
- Çoklu Dönem: Aynı işyerinde aralıklı dönemlerde çalışılmışsa, her bir hizmet dönemi için hak düşürücü süre ayrı ayrı işlemeye başlar. İşten ayrılma tarihini takip eden yılbaşından itibaren 5 yıllık yeni bir süre başlar.
- İstisnalar: Kanunda belirtilen bazı özel hallerde bu 5 yıllık süre işlemeyebilir veya farklı hesaplanabilir. Örneğin SGK müfettişlerince eksik prim tespiti yapılmışsa, işveren primleri bordroda gösterdiği hâlde yatırmamışsa veya işçi memurluk gibi statü değişikliğine uğramışsa farklı kurallar uygulanır. Ancak bu istisnai durumlar dışında sürenin dolmasına azami dikkat edilmelidir.
Bursa’da işçi haklarını korumak için yapılan bu tür başvurularda sürenin hesaplanmasında yukarıdaki kurallar esas alınır. Beş yıllık sürenin aşılmaması kritik önemdedir; bu nedenle süreler konusunda uzman bir avukattan destek almak faydalıdır.
Blok Çalışma Halinde Hak Düşürücü Süre Ne Zamandan Başlar?
Blok çalışma, aynı işverene bağlı olarak kesintisiz devam eden hizmet sürelerini ifade eder. Blok çalışma halinde hak düşürücü sürenin başlangıcı aşağıdaki gibidir:
- Blok Çalışma Durumu: İşçi, bir işverene bağlı olarak kesintisiz hizmet göstermişse bu dönem blok çalışma sayılır. Örneğin işçi 1 Mart 2018’de işe başlayıp 30 Haziran 2020’ye kadar aralıksız aynı işyerinde çalışmışsa, bu bütün bir hizmet dönemidir.
- Süre Başlangıcı: Yargıtay içtihatlarına göre, blok çalışma döneminde hak düşürücü süre, kesintisiz hizmetin sona erdiği yılın sonunu takip eden 1 Ocak’tan itibaren işlemeye başlar. Bu durumda SGK’ya bildirimin yapıldığı tarih değil, hizmetin fiilen bittiği zaman dilimi esas alınır.
- Örnek: Bir işçi 1.3.2018’de başladığı işini kesintisiz olarak 30.6.2020’de bitirmişse, hak düşürücü süre, 30 Haziran 2020’nin ait olduğu yılın sonu olan 31 Aralık 2020’yi izleyen 1 Ocak 2021’de başlar.
- Aralıklı Çalışma Durumu: Aynı işverende aralıklı dönemlerde çalışılmışsa blok kuralı uygulanmaz. Bu durumda işçi her işten ayrılış tarihini takip eden yılbaşından itibaren yeni bir 5 yıllık hak düşürücü süreyle karşılaşır.
Bursa iş mahkemelerinde uygulama, Yargıtay kararlarıyla paraleldir. Kesintisiz çalışma blok sayılır ve hak düşürücü süre, en son çalışılan yılın bitimini izleyen yılbaşından itibaren başlatılır. Aralıklı çalışma varsa her dönem ayrı ayrı değerlendirilir.
Blok Çalışmanın İstisnası
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği davacının tespitini talep ettiği dönemde diğer davalıya ait işyerinde kesintisiz ve fiili olarak çalıştığını 5510 sayılı yasanın 4 ve 7 maddeleri (Mülga 506 sayılı yasanın 2. ve 6. maddeleri) anlamında fiili sigortalı olarak adlandırılabilecek çalışmaları bulunduğunu yazılı belgelerle ispatlamak zorundadır. Eğer sigortalı gerçekten çalışmış ise çalışmalarını ve ücret bordrolarını gösterir belgelerin işveren tarafından SGK’ya verilmiş olması ve dönem bordroları, aylık prim bildirgeleri, işe giriş bildirgeleri kayıtlarının
birbirini tutması gerekir.
Aşağıda aynı yönde hüküm kuran güncel Bursa BAM kararlarını ve Yargıtay kararlarını sunmaktayız.
BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN 2023/ 1869 E. 2024/ 1571 K. 01.10.2024 TARİHLİ KARARINA GÖRE
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait is yerinde 01/10/1998-
18/06/1999 tarihleri arasında stajyer olarak çalıstıgını, stajının bitmesini müteakip çalısmaya
devam ettigini ancak staj sonrası 19/06/1999-31/12/2000 tarihleri arasındaki çalısmaları Kuruma bildirilmeyerek 02/01/2001 tarihinde sigorta girisinin yapıldıgını belirterek davacının bildirimi yapılmayan çalısmalarının tespitine, Mahkeme aksi kanaatte ise davacının Temmuz 1999 tarihi içinde 1 günlük hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
506 sayılı Kanun’un kabul edilip yürürlüge girdigi tarih itibarıyla bes yıl olarak öngörülen
süre, 09/07/1987 tarihinde yürürlüge giren 3395 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile on yıla çıkarılmış daha sonra 07/06/1994 tarihinde yürürlüge giren 3995 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir
Anılan maddede yer alan hak düsürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalısmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir baska anlatımla sigortalıya iliskin olarak ise giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi
yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalısmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca ögrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düsürücü sürenin geçtiginden söz edilemez.
YARGITAY 10. Hukuk Dairesi 2020/9977 E. , 2021/9701 K.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olayda; 1993 Ocak-1995 Ocak tarihleri arasında davalı yanında çalışmalarının tespitini istenilmiş ise de, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarih olan 01/01/1995 tarihi öncesinde, sigortalı davacıya ait herhangi bir belgenin kuruma verilmediği, kurumca da sigortalı davacı tarafından talep edilen 1993 Ocak-1995 Ocak tarihleri içerisinde çalıştığına dair herhangi bir tespit raporunun bulunmadığın anlaşılması karşısında, tespiti talep edilen süre yönünden hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddi gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Hangi Deliller Sunulabilir?
Hizmet tespit davasında delil serbestisi ilkesi geçerlidir; işçi, sigortasız çalıştığını veya primlerinin eksik yatırıldığını destekleyecek her türlü delili sunabilir. Sık kullanılan delil türleri şunlardır:
- SGK Kayıtları ve Belgeleri: İşe giriş-çıkış bildirgeleri, aylık prim ve hizmet belgeleri gibi SGK evrakları, hizmetin SGK’ya bildirilip bildirilmediğini gösterir. Bu belgelerde işçinin bildirilmediği günler açıkça görülür.
- Maaş Bordroları ve Banka Dekontları: İşveren tarafından düzenlenen ücret bordroları ve işçinin maaşına ilişkin banka dekontları, çalışılan gün ve ücret bilgisini doğrular. Bu belgelerle işçinin hangi tarih aralığında fiilen çalıştığı kanıtlanabilir.
- İşyeri Defter ve Kayıtları: İşyeri yoklama defteri, iş emir fişleri, çalışma programları veya izin kayıtları gibi iç evraklar, işyerinde bulunma ve çalışma saatleri hakkında bilgi verir.
- Resmi Tutanaklar: SGK müfettişlerinin veya Çalışma Bakanlığı denetimlerinin düzenlediği tespit tutanakları, “asgari işçilik” raporları gibi belgeler, eksik bildirilen çalışmaların tespitini içeriyorsa güçlü delil sayılır.
- Elektronik/Görüntü Kayıtları: İşyeri giriş-çıkış kartı kayıtları, parmak izi verileri, e-posta-mesaj yazışmaları, işyerine ait fotoğraf ve video gibi kayıtlar da hizmet süresine dair bilgi sunar. Örneğin, bir binanın güvenlik kamerası görüntüleri veya işyeri pratiklerine ait ekran görüntüleri tanıklık edebilir.
- Komşu İşyerlerinden Deliller: Benzer tarihlerde civardaki bir işyerinde çalışan kişilerle görüşmeler veya çevredeki esnaf ve resmi kurumlar aracılığıyla bilgi alınması da delil sağlar. Mahkeme gerekirse keşif yaparak çevredeki mevcut kayıtlara ulaşabilir.
- SGK’dan İstenen Belgeler: Gerekirse mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan işyerine ait detaylı prim verilerini, sigortalı dökümünü veya prim belgelerini talep edebilir. SGK raporları ve ön incelemeler de delil olarak değerlendirilir.
Mahkeme, bu deliller ışığında işçinin eksik bildirilen hizmet günlerini ve prime esas kazancını belirler. Delillerin tümü, işçinin hizmet sürelerini resmî kayıtlara geçirilmesine olanak sağlayacak şekilde kullanılır. Eksik bildirilen günler tespit edildiğinde, işçinin sosyal güvenlik hakları bu doğrultuda düzeltilir.
Mahkeme, topladığı deliller ışığında hizmet tespitine karar verir. Karar kesinleştiğinde işçinin eksik bildirilen hizmet günleri SGK kayıtlarına eklenir. SGK, mahkeme kararını işverene bildirerek eksik primleri tahsil eder ve işçinin prim günü sayısı artar. Bu sayede işçinin geriye dönük hizmet süresine bağlı sosyal güvenlik hakları tamamlanmış olur. Örneğin kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamalarında bu ek günler dikkate alınır, emeklilik yaşı daha erkene çekilir. Hizmet tespit davasının başarısı, işçiye önemli maddi kazanç ve hak güvenliği sağlar.
Tanıkların Rolü ve Önemi
Tanık beyanları, hizmet tespit davalarının ispat sürecinde hayati bir rol oynar. İşçinin fiilen çalıştığı dönemleri en iyi ortaya koyan delillerden biri tanık anlatımlarıdır. Mahkeme tanıkları dinlerken şu hususlara dikkat eder:
- Aynı Dönemde Çalışma: Mahkeme, dinlediği tanığın iddia edilen hizmet döneminde gerçekten aynı işyerinde veya yakın çevresinde çalıştığını araştırır. Örneğin, davacı işçinin çalışma arkadaşları veya komşu işyerlerinde benzer tarihlerde çalışan kişiler güçlü tanık olabilir.
- Tutarlılık ve İnandırıcılık: Tanık ifadelerinin ayrıntılı, samimi ve birbirleriyle uyumlu olması önemlidir. Birbirini tutmayan, çelişkili ifadeler zayıf kabul edilir. Mahkeme, tanığın olayları hatırlayış biçimini, verdiği tarih ve detayların doğruluğunu titizlikle değerlendirir.
- Tanık Niteliği: Tanıkların, davacının işyerindeki faaliyetleri hakkında doğrudan bilgi sahibi kişiler olması beklenir. Örneğin işyerinin bordro sorumlusu veya birlikte vardiya tuttuğu çalışma arkadaşları güçlü kabul edilir. Bu kişilerin anlatımı, işçinin ne zaman işe başladığı, hangi işleri yaptığı gibi bilgileri içerir.
- Karşıt Tanıklık: Davalı işveren ya da işverenin yakın çevresinden dinlenen tanıklar da olabilir; ancak bu tanıkların ifadeleri genellikle işçi aleyhine olacaktır. Mahkeme, bağımsız ve objektif tanıkların anlatımlarına daha fazla önem verir.
Sonuç olarak, tutarlı ve güvenilir tanık beyanları, hizmet tespit davalarında işçinin iddialarını destekleyen en güçlü delillerdendir. Bursa iş mahkemelerinde de tanık ifadelerine büyük önem verilir; çoğu davada tanıkların dinlenmesi kararı alınır. Hizmet tespit davalarında uzman bir avukat desteği almak da önemlidir. Bursa’da iş hukuku konusunda uzman hukukçular, delil toplama, sürelerin hesaplanması ve tanık dinletilmesi gibi süreçlerde işçilere rehberlik eder. Hak düşürücü sürelere uyulması ve güçlü deliller sunulması için sürecin başından itibaren profesyonel yardım alınması tavsiye edilir.
Sonuç: Bursa’da Hizmet Tespit Davaları ve Hukuki Destek
Hizmet tespit davaları, işçinin geçmişte kaybettiği sosyal güvence haklarının iadesi ve gelecekteki emeklilik haklarının güvence altına alınması için kritik önemdedir. Bursa’da iş hukuku avukatları olarak bizler, eksik bildirilen çalışmanın en kısa sürede tespit edilmesi gerektiğini vurgularız. Dava ile işçinin eksik bildirilen hizmet günleri SGK kayıtlarına geçirilir; böylece ileride emeklilik, kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklarından tam olarak faydalanması mümkün olur. İşçi, hizmet tespit davasını kazandığı takdirde, yıllarca biriktirdiği eksik prim günü tazmin edilir ve sigorta gün sayısı resmi kayıtlara eklenir.
Davalarda mahkeme sürecinin ilk adımı, doğru ve eksiksiz bir dava dilekçesi hazırlanmasıdır. İşyerindeki çalışma süresi, ücreti ve koşulları ile birlikte davacı işçinin talepleri net olarak yazılmalıdır. Bursa’da İş Mahkemeleri bu tür davalara bakar; bu nedenle bölgedeki mahkeme prosedürlerine uygun hareket etmek önemlidir. Dava sırasında işveren SGK’ya bildirildiği için, sosyal güvenlik kuruluşu da eksik primlerin tahsili amacıyla davada yer alır. Mahkeme kararı kesinleştiğinde işçinin eksik hizmet süreleri SGK kayıtlarına eklenir ve mahkeme masrafı işverenden alınır.
Sonuç olarak, hizmet tespit davası Bursa’da çalışan tüm işçiler için vazgeçilmez bir haktır. Sigortasız çalışıldığı fark edildiyse, süreler kaçırılmadan derhal dava açmak gerekir. Hizmet tespit davası, uzun vadede işçinin en kıymetli sosyal güvence haklarına kavuşmasını sağlar. Bursa’da işçilerimizin bu süreçte yanında olmayı ve haklarını savunmayı görev biliyoruz. İşçi olarak haklarınızı korumak için uzman bir Bursa iş hukuku avukatı ile çalışmak, bu sürecin başarıyla tamamlanmasını sağlayacaktır.





